ACITMADI Kİ

15.12.2016 tarihinde yayınlandı, 461 kez okundu

ACITMADI Kİ

 14 Mayıs 2015. Hala özgür değilmişim, hala sınırlarımı bilmiyor muşum, hala kendini, içindeki tel örgülere kapatan biriymişim.

Öfkemin, hırslarımın, inadımın; kendimi haklı görmenin kıskacında yaşayan biriyim. Biraz olsun haklı olduğumu söyleyen birinin, ağzıma haklılık emziğini dayamasını bekleyen, masum, kimsesiz bir çocuğum. Oldum olası, ne yaparsam yapayım, birinin geri dönüp “seni bırakmadım, gerdi döndüm demesi için kendimi, kapı arkasında bekler buluyorum. Kas hastalıkları derneğinin lojistik sorumlusu olmadan önce;

 Sanırım 7 üniversitede Kas hastalığını fark ettirebilmek amacı ile Sunay Akınla bir program yapıyoruz. Sanırım bazıları Dijitürk’te “Hayatın İçinde”adlı programında yayınlandı. Projenin yazımından uygulanışına, medya planlamasına kadar her şeyle, kendisi de bir kas hastası olan derneğimizin Genel Koordinatörü Yakup bey ilgileniyor.

 Bana da hasta lojistiğini sağlamak ve üniversite stantlarını organize etmek sorumluluğu verilmişti. Siz hiç kas hastalığı nedir bilmeyen, eğitim almamış, engelli araç sorumlusu ve ekibi ile çalıştınız mı? Ben çalıştım! Sosyal belediye ve demokrat olduğunu söyleyen belediyelerin, kas hastalığı ve öznel durumunu bilmeyen belediyelerden Sunay AKIN etkinliği için araç istedim. Önce belediyelerin, sosyal hizmet uzmanını ararsınız, engelli araç talebiniz olduğunu söylersiniz. Araç talebiniz için sizden dilekçe isterler. Dilekçeyi yazar fakslarsınız. Sonra ,faksın ulaşıp ulaşmadığını öğrenmek için telefon açarsınız. Tüm bunları etkinlikten bir hafta önce planlayıp  iletişime geçmeniz gerekir. Çünkü bu arada başka derneklerinde, araca ihtiyacı olabilir.

 Tabii ki sorun aracı talep etmekle bitmez. İstanbul’un çeşitli semtlerinde, 2 yaşından tutun da 50- 60 yaşlarına kadar sokağa çıkmayı bekleyen birçok engelli kardeşim vardır. şoförler, kas hastalığını bilmedikleri gibi, adres bulma ve yardımcı olmada da o kadar beceriksiz davranmaktalar. Belki pes ederim diye, adresleri yakın semtlerde oturanları bir araca organize ediyorum. Adresleri bilen refakatçı ver diyorlar, sokağa evlerinden yılda bir defa çıkmış biri nereyi ne kadar bilir? Ya da hepsini biraya topla bir semtten alayım diyenler de çıkıyor. Hepsine alttan alarak, ilişkilerimi iyi tutmaya çalışarak çeşitli etkinliğe taşıyoruz. Her etkinlikte 20- 30 hastayla ilgileniyoruz. Ayda bir yapılan etkinlikten sonra ben, 15 gün savaşmaktan, anlaşılmamaktan, öfke krizleri geçiriyorum…

 Geçmişte, Aydın Üniversitesi’nde yaptığım bir konuşmayı hatırlıyorum. Kas hastalarının diğer bireyler gibi hayatını sürdürebilmeleri için sosyal devlet anlayışı yeterince oluşamamış ise, üniversitelerde, liselerde birlikte engelli ve engelsiz yaşama ve eğitim hakkından söz ediyorum; erişim, ulaşım, sınıfların düzeni, asansör vb gerekliğinden söz bahsediyorum… Bir öğrencinin sorduğu ilginçti; “tüm engellileri bir okula koysak, orada tüm ihtiyaçları karşılansa nasıl olur?” Ben de içimden geçen bir cümleyi, “aslında tüm engellileri ve yaşlıları, toplumu onlardan kurtarmak için gaz döküp yaksanız” demeyi çok istedim… Halbuki, herkesin ilgi alanı farklı, o nedenle her okul ve sosyal yaşamın engelsiz konumuna getirilmesi, bu nedenle ilk okuldan başlayan karma eğitim içinde, evde çocukları gizlemeden okula gitmeleri, toplumun kurtuluşu ve empati kurmak, engellilerin kendilerine yetmesi için yararı olacağını anlattım.

  Sunay Akın etkinlikleri gittiğimiz okullardan çok bana yararı olmuştu. DMD hastalığı taşıyan dünya güzeli, Bayram’ın, “abla ben hiç üniversiteye gidemeyeceğim, bari kapısından içeri gireyim” demesi bana en büyük cesareti vermişti. GS üniversitesinde, hiç sorunu olmadığını zannettiğim daha doğrusu, sancılı üniversite hayatımı, engelli olmanın sorunları yanında geriye itip unuttuğum için, onları sorunsuz sanıyordum.

 Anfinin birinde, ALS hastalığı ve bu sorunla mücadele eden bir hasta yakını ile ilgili bir film izliyorduk. Film bitti gençlerden biri, “olamaz” dedi,“ben bu hastanın kızı ile aynı sınıfta lisede okudum, uzak ve mesafeli duruyordu, ben de kendini beğenmiş zannediyordum, kahretsin, babası kas hastalığından biri olan   ALS ile yaşamını sürdürmeye çalışıyormuş” dedi ve yeni bir şok daha yaşamıştık.

Kendi gençliğimde siyasal darbelerle geçen eğitim hayatım boyunca, bir kas hastalığı olan genetik kas hastalığının beni de beklediğini bilemeden, bir çağ geçirmiştim.

 


Henüz yorum eklenmemiş, ilk yorum yapan siz olun...
Yorumlarınız, site yönetimi tarafından denetlenip onaylanmaktadır; lakin uygunsuz, hakaret içeren, kişi ve kişileri aşağılayıcı türden olmaları halinde derhal silinecektir. Yorumlarınız başkaları tarafından oylanabilir.

Üye girişi yaparak takma adınızla yorum ekleyebilir, eklediğiniz tüm yorumlara üye panelinizden ulaşabilirsiniz. Ayrıca üye girişi yaparak haber, makale, video, foto galeri içeriklerini favorilerinize ekleyebilir ve tüm favorilerinize üye panelinizden erişebilirsiniz. Not: Üyeler en çok 500 karakter yorum yazabilirken, misafirler en çok 200 karakter yorum yazabilirler!



Yorumcu


E-Posta Adresiniz (Yayınlanmayacak)


Yorumunuz


Güvenlik Kodu
(Büyük-Küçük Harf Duyarlıdır!)
  




Mobil Sitemiz
Ana Sayfa
Hakkımızda
İletişim
Üye Ol
Site Kullanım Koşulları
Haber Manşetleri
Haber Arşivi
Haber Kategorileri
Video Arşivi
Foto Galeri Arşivi
Yazarlar
Yazar Makaleleri
Genel Makaleler
Anketler
Haber RSS
Makale RSS
Video RSS
Foto Galeri RSS
Sitenize Haber Ekleyin
Sitemizde yer alan bilgilerdeki hatalardan, eksikliklerden ya da bu bilgilere dayanılarak yaplan işlemlerden doğacak her türlü maddi/manevi zararlardan ve her ne şekilde olursa olsun üçüncü kişilerin uğrayabileceği her türlü zararlardan dolayı SİTEMİZ sorumlu tutulamaz. Gazetesi.tv.tr Copyright ©2015 Bu site en iyi Chrome, Opera, FF ve IE 10+ web tarayıcılar ile gezilir. Powered by ASPXPLUS