İREM BRAY´ dan; Brene Brown ve HAYATTAN ZEVK ALMA

15.04.2017 tarihinde yayınlandı, 813 kez okundu

Uzman Psikploğ irem BRAY' dan bugüne dair bir makale istemiştim. O da ‘hayattan zevk alma’ konusunu önerdi. Brene Brown’un çalışmalarından yararlandığı bu sunumda, hayattan neden zevk alamıyoruz sorusunun cevabı ile birlikte hayatın tadını ve tuzunu hissetmenize yardımcı olacak ipuçları vereceğim. dedi.


Hayattan zevk aldığımızda, olumlu duygularla birlikte anlamlı bir hayat sürdüğümüzü hissederiz. Çocuğumuza baktığımızda onun varlığı ve her hali bize haz verir, onunla oyun oynayabiliriz; işimizi para kaynağı olduğu için değil keyif aldığımız için yaparız, bir hediye sosyal gerekliliği değil o kişiye verdiğimiz değeri yansıtır, kendimizin ve eşimizin garipliklerini kabul edip konuşabiliriz.

Brene Brown’ın utanç ve kırılganlıkla ilgili araştırmalarından çok önemli sonuçlar çıkmış. İlişkilerimizde kendimiz olamamanın, hayattan zevk alma duygusunun kaybı ile sonuçlandığını gösteriyor. Yani etrafımızdaki kişilere veya kurallara uymak bir seçim olmaktan çıktığında hayatın renkleri de solmaya başlıyor. Bazen yapmamız ve olmamız gerekenlerin baskınlığı ile istek ve arzularımızı o kadar derinlere gömüyoruz ki gerçekten kim olduğumuzu bilmez hale geliyoruz.

Hiç ebeveyn olarak kendinizi beğenmediğiniz halde arkadaşlarınızla konuşurken mükemmel bir tablo çizdiğiniz oldu mu? Ya da çocuğunuzun size yalan söylediğini sakladığınız? Başkalarının yanında eşinize veya sevgilinize dokunmaya çekinir misiniz? Ya da babanızın yanında ağlamanızı tutar mısınız? Brene Brown doğamız gereği bağ kurmaya, içten hikayelerimizi paylaşarak aidiyet ve yakınlık hissetmeye ihtiyacımız olduğundan söz ediyor. Buna rağmen bütün bu durumlar kendimizi sakladığımızı, çevremizle gerçek ve anlamlı ilişkiler kuramadığımızı gösteriyor.

Neden bunu yapıyoruz? Çünkü mükemmel olmayan yönlerimizi gösterirsek ihtiyacımız olan bu bağı kaybetmekten, dışlanmaktan, eleştirilmekten, yargılanmaktan korkuyoruz. Utanıyoruz. Utanç, kendimizi ilişki kurulmaya değer görmemek demek. Özellikle ülkemizde okul sisteminde sürekli yaşlarının üzerinde performans beklediğimiz için çocuklarımız yetersizlik ve değersizlik duygularını içselleştiriyorlar. Çok ağır bir duygu.

Brown’a göre utanç duygusu kültürümüzde birbirimize ulaşmamızı engelleyen bulaşıcı bir hastalık gibi. Hepimiz utanıyoruz, hepimiz konuşmaktan kaçınıyoruz, konuşmadıkça da hastalığın etkisinin yayılmasına izin vermiş oluyoruz. Tüm araştırmalar utanç duygusunun bağımlılıklar, intihar, depresyon, şiddet, yeme bozuklukları ve zorbalık gibi ciddi sorunlarla bağlantısını gösteriyor. Baş edemediğimiz, ne yapacağımızı bilmediğimiz, kabul görmeyen duyguları ilaçlarla bağımlılıklarla, meşguliyetlerle uyuştururken aslında duygularımızın bütününü uyuşturmuş oluyoruz.

Brene Brown kırılganlığın zayıflık olarak görülmesini çok tehlikeli buluyor. Anlamlı bir yaşamın özünde gerçek bağlar kurmak olduğundan ve bu bağı kurabilmenin yolunun da kırılganlıktan geçtiğinden sözediyor. Zaaflarımızı, yetersizliklerimizi, kaygı ve korkularımızı konuştuğumuzda kırılganlaşırız; başkalarından gelebilecek olumsuz yorumlara karşı kullandığımız zırhı bırakmışızdır. Bu savunmasızlık halinde duygusal bir risk alırız, nasıl karşılanacağımızı kestiremediğimiz belirsiz bir alana gireriz. Kırılganlaşmaya / savunmasızlığa ne kadar izin verdiğimiz cesaretimizin gerçek göstergesidir.

Hiçbir şeyin yetmediği bir kültürel süreç içindeyiz; çocukluğumuzdan itibaren bize söylenenlerle, reklamların dizilerin etkisiyle, okuldaki işteki rekabet ortamında hep eksik olduğumuzu düşünüyoruz. Yeterince iyi, yeterince güzel, yeterince güvende, yeterince kararlı, yeterince başarılı, yeterince çalışkan olmadığımıza ve bu yetersizliklerimizi saklamamız gerektiğine inanıyoruz. Kültür, ulaşılması imkansız bir mükemmelliği yüceltiyor, bu ideale ulaşamadıkça utancımız artıyor. Savunmasız ve kırılgan durmak zayıflık olarak görülünce, toplumca kırılganlık kapasitemiz azalıyor. İşte bu nedenle ruh sağlığı sorunları artıyor. O kadar çok kişi kendi kendine ilaç alıyor, birbirine çözüm olarak ilaç öneriyor ki!

Bir yandan da sıradışı olma çabası içinde sürekli birşeylerle meşgul olup zamanı dolduruyoruz. Sonuçta Facebook’ta güzel resimler ve imrenilecek deneyimler sergilemenin ötesine geçmeyen bir imaj yaratmış oluyoruz. Bu arada sıradan ve günlük olanın anlamını ve saf mutluluğunu kaçırıyoruz. Nihayet hayattan zevk almadığımızın farkına vardığımızda bir şeylerin ciddi bir şekilde yolunda gitmediğini hissediyoruz.

Hayattan Zevk Almak İçin Ne yapalım?
Utançtan empatiye, yalnızlıktan bağ kurmaya, hayattan zevk almamaktan derin bir mutluluğa giden yol ilişkilerimizde savunmasız ve kırılgan olabilmekten geçiyor. İşte hayattan zevk almanız için Brene Brown’dan esinlenerek hazırladığım hareket planı:

Odağınızı başkalarının sizi nasıl gördüğünden alın ve kendinizi gerçek ‘mükemmel olmayan’ halinizle ortaya koymaya verin.
Çocuklarınıza bunu yapabilmeleri için cesaret verin.
Hayatınızdan ‘ayıp’ kavramını kaldırın. Çocuklarınızı eğitmek için utandırma yöntemini kullanmayın. Çünkü utanç hayatın rengini yok eden bir hastalık.
Utancın panzehiri ise empati. Empati, kendimizin ve birbirimizin yetersizliklerini eksikliklerini, zorlanmalarını suçlamadan ve yargılamadan şefkatle karşılamak demek.
Durup sahip olduklarınıza şükredin.
Gözlerinizi sıradan olanın içindeki özel olanı görecek şekilde açın.
Hayattan zevk almak için hemen bugünden itibaren mükemmel olmama hallerinizi utanmadan, savunmasızca, kırılganlaşmayı isteyerek kucaklayın ve paylaşın.
Kendinizin, çocuğunuzun, eşinizin, patronunuzun, çalışanınızın mükemmel olmayan hallerini, utanmadan utandırmadan şefkatle karşılayın.

İREM BRAY


Henüz yorum eklenmemiş, ilk yorum yapan siz olun...
Yorumlarınız, site yönetimi tarafından denetlenip onaylanmaktadır; lakin uygunsuz, hakaret içeren, kişi ve kişileri aşağılayıcı türden olmaları halinde derhal silinecektir. Yorumlarınız başkaları tarafından oylanabilir.

Üye girişi yaparak takma adınızla yorum ekleyebilir, eklediğiniz tüm yorumlara üye panelinizden ulaşabilirsiniz. Ayrıca üye girişi yaparak haber, makale, video, foto galeri içeriklerini favorilerinize ekleyebilir ve tüm favorilerinize üye panelinizden erişebilirsiniz. Not: Üyeler en çok 500 karakter yorum yazabilirken, misafirler en çok 200 karakter yorum yazabilirler!



Yorumcu


E-Posta Adresiniz (Yayınlanmayacak)


Yorumunuz


Güvenlik Kodu
(Büyük-Küçük Harf Duyarlıdır!)
  




Mobil Sitemiz
Ana Sayfa
Hakkımızda
İletişim
Üye Ol
Site Kullanım Koşulları
Haber Manşetleri
Haber Arşivi
Haber Kategorileri
Video Arşivi
Foto Galeri Arşivi
Yazarlar
Yazar Makaleleri
Genel Makaleler
Anketler
Haber RSS
Makale RSS
Video RSS
Foto Galeri RSS
Sitenize Haber Ekleyin
Sitemizde yer alan bilgilerdeki hatalardan, eksikliklerden ya da bu bilgilere dayanılarak yaplan işlemlerden doğacak her türlü maddi/manevi zararlardan ve her ne şekilde olursa olsun üçüncü kişilerin uğrayabileceği her türlü zararlardan dolayı SİTEMİZ sorumlu tutulamaz. Gazetesi.tv.tr Copyright ©2015 Bu site en iyi Chrome, Opera, FF ve IE 10+ web tarayıcılar ile gezilir. Powered by ASPXPLUS