Yaşamda Nice Güzel Anı Yaşamadan Geçiyoruz Zamanın İçinden...

   Hayat, doğrularıyla yanlışlarıyla bize sunulmuş bir armağandır. Şükretmek için onca sebebin yanı başımızda durmasına bakmak ne kadarda uzak kalıyor bize.

Hayat yanlış ya da doğru ama yanlışlarımızı azaltarak yaşamalıyız. Çünkü biliyoruz ki yanlış yapınca bize konuşacak kişi çoktur. Ama doğru yapınca bizi destekleyecek kişi azdır... Dostluğun muhabbetin yerini alan başka şeyler var artık yaşamda. Sonrada artık insanlık kalmadı nerede o eski günler diye sitemde bulunuyoruz. 

Biz yalnızlığı tercih ediyorsak hayatın suçu ne? Sevdiklerimizle bir arada olamadığımız anların nedenleri bizim kendi seçimlerimiz. Ya da kendimiz için yarattığımız özel anların sebebi... Biz hayatı güzel ve mutlu yaşasak da bitecek yaşamasak da. Ama hayatı sadece dün olarak ya da yarın olarak hatta bugün olarak görmemeliyiz. Yarına güvenmek, yarına ertelemek yaptığımız yarının belirsizliği. Üstelik o yarının zamanın içinde bize neler getireceğini bilemiyoruz.

Oysa güneş her gün doğuyor bıkmadan biz görelim diye. Hayat bizin her saniyemizdir aslında... Yaşam zor ama hayatta bir yaşam felsefemiz olmalı. Hayat; acı yüzünü gösterir insana. Ama hayat denilen kavramın anlamını biz insanların kattığı anlamlarla değişir. Onu iyi yapan da, kötü yapan da bir tek varlık var insan. Olumsuz bir şeyle karşılaşmak, çaba göstermek, acı çekmek, üzülmek, ağlamak, dert çekmek, kısacası bir insanı bitirip tüketecek hiçbir şeyi istemez insan. Çünkü insan kendini hayatla pamuk ipliğiyle bağlanmış zanneder. Ve bütün bunları yaşarsa yaşamla tüm bağları kopacak sanır insan...

Halbuki insan hiç bilmez ki? Çaba göstermeden bir yere ulaşırsa mutlu olamayacağını, acı çekmeden mutlu olursa mutluluğun ne olduğunu anlayamayacağını, üzülmezse sevincin ne olduğunu anlayamayacağını, ağlamazsa nasıl içten gülüneceğini bilmez insan, daha doğrusu bilemez. Yanlış yapmadan doğruyu bulmamız zordur. Yeri geldiğinde üzülelim kırılalım hatta gerekirse kıralım ama yapıcı olmaktan da asla vazgeçmeyelim... Bir ölüm tecrübesi gerek belki de hepimize.

Hiç bitmeyecek gibi hoyratça harcadığımız nefeslerinde sayılı olduğunu anlamak için. Zamanın nasılda kimseyi es geçmeden akıp gittiği gerçeğinin, günlük çözemediğimiz koşturma içinde belki de hayat bize gülerek cılız bir şekilde ölümü hatırlatmayı bekliyor... Bize bahşedilen kaç nefes olduğunu bilmediğimiz bir hayat önümüzde. Ve üstümüze sis gibi çökertiyoruz memnuniyetsizliklerimizi. Arkamıza bakmıyoruz, aklımıza gelmiyor kimin ne dediği ne hissettiği. Dünyanın neresinde kim bilir ne acılar yaşanıyor olabileceği hiç mi hiç ilgilendirmiyor bizi. Sonrada dağların geçilmezliğinde dağların dağlara kavuşmazlığında uzaklaşıyoruz insanlardan.

Beklentilerimizi o kadar yüksek tutuyoruz ki, önümüzde bir dağ oluyor biz farkına varmadan... Her uyandığımızda bir günlük bir hayat daha bağışlandığını hissetmeye çalışmak, hiç ihtimal vermediğimiz ölümün; tek gerçeğin her yaşayanın bir gün ölümü tadacağı gerçeğinde, o sabah günün son günümüz olabileceği ihtimalini göz ardı etmeyerek yaşamaya devam edelim her günü. Hayat bize sunulmuş bir armağan sahip çıkalım ona...



engelliler.gazetesi.tv.tr